StarkMediationHerkes için arabuluculuk
Stark uygulaması
Menü

ANLAŞMAYA GİDEN YOL · BÖLÜM 17

Anlaşmaya Varma veya Anlaşamama

Hukuki içerik son kontrolü8 Ağustos 2026

Arabuluculuğun sonunda yalnızca iki ihtimal yoktur. Taraflar bütün uyuşmazlık üzerinde anlaşabilir, yalnızca bazı konularda anlaşabilir veya hiçbir konuda anlaşamayabilir. Süreç; taraflardan birinin çekilmesi, tarafların birlikte sona erdirme kararı vermesi, arabulucunun daha fazla çabanın yararsız olduğunu tespit etmesi ya da uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının anlaşılması gibi başka nedenlerle de bitebilir.

Bu sonuçların hiçbiri tek başına “başarı” veya “başarısızlık” etiketiyle açıklanamaz. Uygulanamayacak bir metni imzalamamak, bazen kötü bir anlaşmadan daha doğru sonuçtur. Buna karşılık, yalnızca toplantıyı bitirmek için kabul edilen belirsiz bir anlaşma uyuşmazlığı çözmek yerine büyütebilir.

Sürecin olası sonuçları

SonuçBasit açıklamaBundan sonra ne olur?
Tam anlaşmaGörüşülen uyuşmazlığın tamamı çözülürAnlaşma belgesi ve son tutanak doğru biçimde düzenlenir
Kısmi anlaşmaYalnızca bazı konular çözülürÇözülen ve açık kalan konular kesin biçimde ayrılır
AnlaşamamaOrtak çözüm oluşmazSon tutanak düzenlenir; varsa dava veya başka yollar değerlendirilir
ÇekilmeBir taraf devam etmek istemediğini bildirirSüreç sona erdirilir ve sonuç belgelenir
Birlikte sona erdirmeTaraflar süreci bitirmekte anlaşırSonuç tutanağa geçirilir
Arabulucunun sona erdirmesiDaha fazla çabanın gereksiz olduğu değerlendirilirTaraflara danışıldıktan sonra süreç kapatılır
Elverişsizliğin tespitiKonunun arabuluculukla çözülemeyeceği anlaşılırSüreç bu nedenle sona erer

Sonuç ne olursa olsun, arabuluculuk faaliyetinin nasıl bittiği son tutanakla belgelenir. Son tutanak ile tarafların borç ve yükümlülüklerini ayrıntılı biçimde düzenleyen anlaşma belgesi aynı belge değildir. Bu ayrım sonraki iki bölümde ayrıntılı açıklanacaktır.

Tam anlaşma nedir?

Tam anlaşmada taraflar, arabuluculuğa taşıdıkları uyuşmazlığın bütün unsurları hakkında ortak karara varır. Ancak “tam” sözcüğü, metnin uzun olması anlamına gelmez. Önemli olan uyuşmazlığın hangi taleplerinin çözüldüğünün açık olmasıdır.

Örneğin bir alacak uyuşmazlığında yalnızca ödenecek tutarın belirlenmesi yeterli olmayabilir. Ödeme tarihi, taksitler, faiz, masraf, vergi, teminat, gecikme ve ödemeden sonra hangi taleplerin sona ereceği de açıklığa kavuşturulmalıdır.

Bir anlaşmanın kurulmasından önce taraflar şu soruları cevaplayabilmelidir:

  • Kim, kime karşı ne yapacak?
  • Edim hangi tarihte ve nerede yerine getirilecek?
  • Tutar brüt mü, net mi?
  • Taksit varsa tarihler ve miktarlar belli mi?
  • Gecikmenin sonucu ne olacak?
  • Hangi talepler sona erecek?
  • Hangi konular anlaşma dışında kalacak?
  • İmzalayan kişiler yetkili mi?
  • Özel şekil veya mahkeme şerhi gerekiyor mu?

Bu soruların cevabı yoksa tarafların genel olarak el sıkışmış olması hukuki ve uygulamaya elverişli bir sonuç için yeterli olmayabilir.

Kısmi anlaşma küçümsenmemelidir

Taraflar uyuşmazlığın bir bölümünü çözebilir. Buna kısmi anlaşma denir. Kısmi anlaşma, kalan uyuşmazlığı daraltabilir; zaman ve masraf tasarrufu sağlayabilir.

Örneğin taraflar ana para üzerinde anlaşırken faiz veya hasarın miktarı üzerinde anlaşamayabilir. Bir kira uyuşmazlığında tahliye tarihi belirlenebilir, fakat geçmiş dönem yan giderleri açık kalabilir. Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlığında bazı taşınmazlar bakımından çözüm bulunup diğerleri bakımından bulunamayabilir.

Kısmi anlaşmada en büyük risk, çözülmüş ve çözülmemiş konuların birbirine karışmasıdır. “Bazı hususlarda anlaşıldı” gibi genel bir ifade yeterli değildir. Şu ayrım açıkça yapılmalıdır:

Çözülen konularAçık kalan konular
Tarafların üzerinde tam uzlaştığı taleplerÜzerinde ortak karar oluşmayan talepler
Uygulama zamanı ve yöntemi belirlenen edimlerDaha sonra müzakere veya dava konusu olabilecek hususlar
Kapsamı belirli feragat veya ibra düzenlemeleriBilerek anlaşma dışında tutulan haklar

Dava şartı arabuluculukta kısmi anlaşma varsa, üzerinde anlaşma sağlanan ve sağlanamayan hususların son tutanakta açıkça gösterilmesi özellikle önemlidir. Çünkü üzerinde anlaşılan hususlar hakkında yeniden dava açılması kural olarak mümkün değildir.

Anlaşamamak ne anlama gelir?

Anlaşamama, mahkemenin bir tarafı haklı bulduğu anlamına gelmez. Arabulucu da kimin haklı olduğuna karar vermez. Yalnızca tarafların o süreçte ortak çözüm oluşturamadığını gösterir.

Anlaşamamanın farklı nedenleri olabilir:

  • Olayların veya belgelerin farklı değerlendirilmesi
  • Hukuki risklerin farklı görülmesi
  • Teklifler arasındaki mesafenin kapanmaması
  • Ödeme gücü veya teminat sorunu
  • Yetkili kişinin toplantıda bulunmaması
  • Karar için gereken bilginin tamamlanamaması
  • Taraflardan birinin müzakereye devam etmek istememesi
  • Kanuni sürenin dolması

Son tutanakta gereksiz biçimde tekliflerin, kabul beyanlarının veya özel görüşmelerin içeriğine yer verilmemelidir. Arabuluculuk sırasında ileri sürülen çözüm teklifleri ve yalnızca arabuluculuk için hazırlanan belgeler bakımından kanuni delil sınırlamaları vardır. Son tutanak, karşı taraf aleyhine delil üretme aracı değildir.

“Son teklif” gerçekten son teklif mi?

Müzakerede taraflardan biri “Bu son teklifim” diyebilir. Arabulucu bu ifadeyi diğer tarafa aktarabilir; ancak teklifin gerçekten değişmez olup olmadığını teklif sahibi belirler. Arabulucu taraf adına garanti veremez.

Son teklif değerlendirilirken yalnızca tutara bakılmamalıdır. Ödeme zamanı, teminat, vergi etkisi, uygulanabilirlik, gizlilik yükümlülüğü ve dava alternatifi birlikte değerlendirilmelidir.

Tarafın düşünmek, mali müşavirine danışmak veya avukatından görüş almak istemesi olağandır. Kanuni sürenin izin verdiği ölçüde kısa bir değerlendirme arası, aceleyle kurulmuş bir anlaşmadan daha sağlıklı olabilir.

Karar vermeden önce yapılacak son gerçeklik kontrolü

Arabulucu tarafın kararını vermez. Fakat teklifin anlaşılması ve uygulanabilirliğinin sınanması için sorular sorabilir:

  • Bu metni yarın üçüncü bir kişi okursa ne yapılacağını anlayabilir mi?
  • Ödeme gerçekleşmezse hangi sonuç doğacak?
  • Kabul edilen yükümlülük gerçekten yerine getirilebilir mi?
  • Tarafın bu kararı vermeye ve imzalamaya yetkisi var mı?
  • Düzenleme emredici hukuk kuralına veya özel şekle takılıyor mu?
  • Taraf kararını baskı altında mı veriyor?
  • Anlaşma kapsamına yanlışlıkla alınan veya dışarıda bırakılan bir talep var mı?

Bu kontrol, tarafı anlaşmaya zorlamak için değil; kararın bilinçli olmasını sağlamak için yapılır.

Arabulucu çözüm önerebilir mi?

Tarafların çözüm üretemediğinin ortaya çıkması hâlinde arabulucu bir çözüm önerisi getirebilir. Bu yetki, taraflar adına karar verme yetkisi değildir. Öneri kabul edilmek zorunda değildir ve arabulucu önerisini baskı aracına dönüştüremez.

Arabulucunun önerisi:

  • tarafların yerine geçmemeli,
  • hukuki danışmanlık görüntüsü yaratmamalı,
  • bir tarafın çıkarını diğerine üstün tutmamalı,
  • kabul edilmezse tarafı cezalandırma tehdidi içermemeli,
  • uygulanabilirlik ve yetki kontrolünü ortadan kaldırmamalıdır.

Taraflar öneriyi değiştirebilir, reddedebilir veya kendi seçeneklerini geliştirmeye devam edebilir.

Baskı altında verilen “evet” anlaşma değildir

Arabuluculuğun temelinde tarafların kendi kararlarını vermesi vardır. Ekonomik baskı ile hukuka aykırı tehdit aynı şey değildir; ancak tarafın düşünme ve karar verme imkânını ortadan kaldıran koşullar dikkatle değerlendirilmelidir.

Şu belirtiler duraklamayı gerektirebilir:

  • Taraf metni okumadan hemen imzalamaya yöneltiliyorsa
  • Yanındaki kişi bütün cevapları onun yerine veriyorsa
  • Taraf neyi kabul ettiğini açıklayamıyorsa
  • Dil veya iletişim engeli giderilmemişse
  • İlaç, hastalık, yoğun korku veya yorgunluk karar yetisini etkiliyorsa
  • Açık tehdit veya güvenlik riski varsa

Arabulucu gerektiğinde ayrı görüşme yapabilir, ara verebilir veya süreci sona erdirebilir. Güvenlik riski, yalnızca “anlaşma olsun” hedefi uğruna görmezden gelinemez.

Anlaşma son anda değişirse

Taraflar sözlü olarak bir çerçevede uzlaştıktan sonra yazılı metin hazırlanırken yeni ayrıntılar ortaya çıkabilir. Bu durum olağandır. Fakat metne eklenen her yeni yükümlülük tarafların gerçek iradesiyle kabul edilmelidir.

Taslakta yapılan değişiklikler görünür olmalı; taraflara güncel metni baştan sona okuma fırsatı verilmelidir. Eski taslak ile yeni taslak karışmamalıdır. “Zaten prensipte anlaşmıştık” denilerek yeni hüküm kabul edilmiş sayılamaz.

Anlaşma, imza ve gerekiyorsa özel hukuki işlemler tamamlanmadan uygulanmaya başlanacaksa bunun yaratacağı risk ayrıca değerlendirilmelidir.

Anlaşamama sonrasında ne yapılabilir?

Anlaşamama son tutanağı, uyuşmazlığın bittiğini göstermez. Taraflar somut duruma göre:

  • dava açabilir veya devam eden davaya dönebilir,
  • tahkim ya da başka bir uyuşmazlık çözüm yolunu değerlendirebilir,
  • yeni bilgi veya koşullar ortaya çıkarsa yeniden müzakere edebilir,
  • uygun olduğu ölçüde ihtiyari arabuluculuğa yeniden başvurabilir,
  • acil geçici hukuki koruma yolları hakkında danışmanlık alabilir.

Dava şartı arabuluculukta anlaşamama son tutanağının dava dilekçesine eklenmesiyle ilgili özel usul vardır. Belge hiç eklenmezse mahkemenin vereceği kesin süre ve usulden ret riski doğabilir. Bu konu 21. bölümde ayrıntılı ele alınacaktır.

Anlaşamama sonrasında zamanaşımı ve hak düşürücü süre hesabı tahminle yapılmamalıdır. Sürecin başlangıç ve bitiş tarihleri ile özel kanundaki süreler birlikte incelenmelidir.

Kurgusal örnek olay

Bu olay tamamen kurgusaldır. Gerçek kişi veya dosyaya dayanmaz.

Bir işletme, tedarikçiden geciken teslimat nedeniyle 600.000 TL talep eder. Tedarikçi gecikmeyi kabul eder fakat zararın miktarına itiraz eder. Görüşmeler sonunda tedarikçinin 180.000 TL indirim yapması ve iki ay ücretsiz teknik destek sağlaması konusunda anlaşılır. İşletmenin ayrıca ileri sürdüğü üretim kaybı talebi üzerinde ise uzlaşma olmaz.

Taraflar “dosya tamamen kapanmıştır” yazarsa, açık bırakmak istedikleri üretim kaybı talebi hakkında yeni bir uyuşmazlık doğabilir. Doğru yaklaşım; üzerinde anlaşılan indirim ve hizmeti ölçülebilir biçimde yazmak, üretim kaybı talebinin anlaşma kapsamında olmadığını açıkça göstermek ve son tutanakta kısmi sonucu doğru belgelemektir.

Sık yapılan hatalar

Anlaşmayı sırf süreç kapansın diye imzalamak

Uygulanamayacak anlaşma yeni bir icra veya dava uyuşmazlığına dönüşebilir.

Kısmi anlaşmayı tam anlaşma gibi yazmak

Bu hata, açık bırakılmak istenen hakların dava konusu yapılmasını engelleyebilir.

Anlaşamama tutanağına bütün pazarlığı aktarmak

Son tutanak, gizli müzakere içeriğini taşıyan ayrıntılı bir olay raporu değildir.

Sözlü uzlaşmayı tamamlanmış belge saymak

Anlaşma belgesinin içeriği, imzaları ve özel şekil şartları ayrıca tamamlanmalıdır.

Arabulucunun önerisini karar sanmak

Önerinin kabulü tarafların serbest kararına bağlıdır.

Açık kalan süreleri kontrol etmemek

Anlaşamama sonrasında dava ve diğer başvuru süreleri ayrıca hesaplanmalıdır.

Son karar kontrol listesi

  • Sonucun tam anlaşma, kısmi anlaşma veya anlaşamama olduğunu belirledim.
  • Çözülen ve açık kalan konuları ayırdım.
  • Metindeki bütün yükümlülükleri anlıyorum.
  • Tutar, tarih, taksit ve gecikme düzeni açık.
  • İmzalayan kişilerin yetkisi kontrol edildi.
  • Özel şekil ve icra edilebilirlik gereklilikleri incelendi.
  • Güncel metni baştan sona okudum.
  • Karar için ihtiyaç duyduğum uzman görüşünü aldım.
  • Baskı altında olmadığımı ve kendi kararımı verdiğimi biliyorum.
  • Son tutanak ile anlaşma belgesinin farklı işlevlerini ayırdım.
  • Anlaşamama hâlinde sonraki başvuru sürelerini kontrol edeceğim.

Kısa sorular

Arabuluculukta anlaşmak zorunlu mu?

Hayır. Dava şartı olan durumlarda başvuru zorunlu olabilir; anlaşmaya varmak zorunlu değildir.

Bir konuda anlaşıp diğerinde dava açabilir miyim?

Kısmi anlaşma mümkündür. Ancak hangi konunun çözüldüğü ve hangisinin açık kaldığı tartışmasız biçimde yazılmalıdır. Üzerinde anlaşılan hususlarda yeniden dava açılamaz.

Arabulucu anlaşamamaya karar verir mi?

Arabulucu tarafların haklılığına karar vermez. Fakat taraflara danıştıktan sonra daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunu tespit ederek süreci sona erdirebilir.

Son teklifimi geri alabilir miyim?

Teklifin kabul edilip edilmediği, nasıl ve ne zamana kadar geçerli olduğu somut duruma göre değerlendirilir. Teklif ve kabul aşamasında açık kayıt tutulmalı; hukuki sonuç hakkında gerekiyorsa danışmanlık alınmalıdır.

Anlaşamazsak arabuluculukta söylediklerim davada kullanılır mı?

Kanun, arabuluculuk daveti, çözüm görüşleri ve teklifleri, süreçteki kabul beyanları ve yalnızca arabuluculuk için hazırlanan belgeler bakımından önemli delil sınırlamaları getirir. Bununla birlikte başka şekilde elde edilebilen bir delil, yalnızca arabuluculukta sunulduğu için kullanılamaz hâle gelmez.

Mevzuat ve güncellik notu

Bu bölüm; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun iradilik ve eşitlik, beyan ve belgelerin kullanılamaması, sürecin yürütülmesi, sona erme, tarafların anlaşması ve dava şartı arabuluculuk hükümleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Kanunun 17. maddesi; anlaşma, çekilme, tarafların birlikte sona erdirmesi, arabulucunun daha fazla çabayı gereksiz görmesi ve elverişsizlik tespiti gibi sona erme hâllerini düzenler. Belirli uyuşmazlık türlerinde sonuç, süre, ücret ve belge kuralları farklılaşabilir.

Son kontrol: 6 Ağustos 2026 Uyarı: Bu bölüm genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki danışmanlık değildir.